Bugün başlayacağım yazı serim üç bölümden oluşacak ve Roma için oldukça ilginç bir kişilik olan çılgın İmparator Caligula’dan bahsedeceğim.
Caligula, Princeps (kelimenin tam anlamıyla “İlk (en önemli) vatandaş”, sıklıkla “İmparator” olarak çevrilir) unvanını alarak, Tiberius’un yerine Roma İmparatoru olmuş ve yönetiminin başlangıcında büyük bir popülerliğe sahip olmakla birlikte zaman içerisinde sert bir yönetim sergilemiş ve brutal bir şekilde yönettiği Roma’da, tarih sahnesinden aynı şekilde bir suikast sonucunda öldürülerek ayrılmıştır.
Hayatı
Asıl ismi Gaius Julius Caesar Germanicus olan Caligula, Tiberius’tan sonra başa geçen üçüncü Roma İmparatorudur.
M.S. 37-41 arasında kısa bir dönem tahtta kalmasına karşın Roma’nın en zorba imparatoru olarak tarihe geçmiştir. Ancak dönem hakkında gayet ayrıntılı bilgiler sunan antik tarihçi Tacitus’un, Caligula’nın kısa saltanatı konusunda yazdığı yazıların tamamı elimize geçmediği için, onunla ilgili anlatılagelen sıra dışı hikayelerin arkasındaki gerçeği tam olarak bilmiyoruz.
Babası ikinci imparator Tiberius’un amcaoğlu ve evlatlığı olan Germanicus (MÖ 24 – MS 19) annesi ise ilk imparator Augustus’un akrabası Yaşlı Agrippina’nın (MÖ 14 – MS 33) olan Gaius Julius Caesar Germanicus, 31 Ağustos M.S. 12’de İtalya’daki Antium’da doğmuştur.
Diğer iki kardeşinden farklı olarak küçüklüğünde, babasının Germania’daki seferlerinde yanında bulunmuştur. Bu seferler sırasında kendisi de legioner askerleri gibi kuşanmak istediğinden babası Germanicus, onun için minyatür asker üniforması yaptırtmıştır. Buna karşın giydiği bu üniformalar ve özellikle asker botları ona büyük geldiği için, askerler arasında alay konusu olmuştur. Askerler bu sebeple ona “küçük asker botu” anlamına gelen ‘Caligula’ ismini takmışlardır. Bu isim zamanla imparatorun asıl isminin önüne geçmiştir. Ancak Caligula’nın bu isimden nefret ettiği, zamanın antik tarihçileri tarafından belirtilmiştir.
Babası Germanicus’un başarılı seferler yürütmesine karşın, İmparator Tiberius’un onun imparatorluğa hevesli olduğunu ve kendisi için risk teşkil ettiğini düşünmüş ve Suriye’de bulunduğu sırada zehirleterek öldürttüğünü belirtmektedir.
Caligula, babasının ölümü sonrası annesinin yanına bir açıdan da sürgüne gönderilmiştir. Bir süre sonra dul kalan Agrippina’nın tekrar evlenebileceği, sonraki eşinin tahta aday olma olasılığından korkan Tiberius, Caligula’nın annesi ve öteki kardeşleri ile dialoglarını koparmış ve düşmalık beslemeye başlamıştır.
Bunun üzerine Agrippina ve diğer kardeşler M.S. 29’da Roma’dan sürülmüşler & M.S. 31 den itibaren Caligula büyük annesi ve Tiberius’un annesi olan Livia’nın yanına gönderilmiştir.
Gençlik Yılları
Yaşlı kadının ölümünden sonra M.S. 30’a kadar kendi anneannesi olan Antonia Minor’un yanında kalmıştır. Bu süreçte Tiberius, Caligula’nın diğer erkek kardeşlerinden birini hapsettirmiş, diğerini de sürgünde ölüme zorlamıştır. Tarihte bazen şaşkınlık verici noktalar, tam açıklığa kavuşamayan karanlık noktalar olur bunlardan biri de tüm ailenin Tiberius tarafından yavaş yavaş yok edilirken Caligula’ya dokunmamış olmasıdır.
Onu, diğer kız kardeşleri ile birlikte 6 sene boyunca Capri adasındaki villasında göz hapsinde tutmuş ancak diğer aile fertleri gibi yok etmeye çalışmamıştır. Antik yazarlara göre Caligula, hislerini çok iyi gizleyen ve rol yapmayı bilen bir insandı. Tiberius’a karşı olan tüm kinini ve öfkesini içine atmış, ona karşı çok iyi davranmıştır. Belki yaşaması için tek yolda buydu. Gene bazı antik dönem yazarlarına göre, Tiberius, bu kinin farkında olduğu halde, bir şey yapmadığı da belirtilmiştir.
Hatta M.S. 33’te Caligula’ya yüksek Quaestorlük görevini bahşetmiştir. Quaestor, Roma’da devlet hazinesinden, cezai ve finansal işleri denetlemekten sorumlu, seçilmiş devlet memurlarıydı. M.S. 37’de imparator olana kadar da bu görevde kalmıştır. Bu sırada Caligula’nın hem annesi, hem de son erkek kardeşi hapiste ölmüştür.
Caligula, M.S. 33 yılında çok sevdiği Junia Claudilla ile evlenmiş, ancak ertesi yıl çocuklarını doğururken eşi ve çocuğu ölmüştür. Bu Caligula’yı çok etkilemiş, sonrasında Roma’da üst düzey koruma muhafızları olan Preatorian Prefecti Komutanı, Naevius Sutorius Macro ile arkadaşlık yapmaya başlamıştır. Eşinin ölüm acısı ve sonraları Macro onun her konuda çok büyük destekçisi, arkadaşı olmuştur.
Arkadaş/Dost/Yoldaş Macro, İmparator Tiberius’a her zaman Caligula’yı övmüş ve imparatorun aklındaki bütün şüpheleri alıp götürmüştür. Bunun üzerine Tiberius, öldüğü zaman imparatorluk yetkilerinin hem Caligula’ya, hem de torunu olan küçük Gemellus’a geçmesini emretmiştir.







