Çılgın İmparator Caligula II/III

Çılgın İmparator Caligula
1'den 5'e değerlendirmek için yıldıza tıklayın!
[Toplam: 34 Ortalama: 5]

İmparatorluk Dönemi
16 Mart M.S. 37 yılında Tiberius, 77 yaşında ölmüştür. Antik tarihçilerden Suetonius ve Tacitus, onun Macro tarafından yatağında uyurken yastıkla boğulmuş olabileceğini ve eğer öyleyse bunun kardeşlerinin ve annesinin intikamını almak isteyen Caligula’nın bir isteği olduğunu da belirtmişlerdir. Bu konuda kesin olarak tarihte açıklığa kavuşmamış, flu noktalardandır.

Tiberius’un ölüm haberinin hemen ardından Caligula, Tiberiusun torunu, kendi kuzeni Gemellus’un zihinsel özürlü olduğunu, bu büyük görevi yerine getiremeyeceğini Senato’ya belirtmiş, Senato ise bunun üzerine Macro tarafından desteklenen Caligula’nın imparatorluğunu kabul etmiştir.

Sonunda Capri adasını terk eden Caligula, 28 Mart’ta Roma’nın kapısına dayanmış ve belki de çeşitli rüşvetlerle toplanan halk onu sevinç gösterileriyle karşılamış, ona “yıldızımız”, “bebeğimiz” diyerek tezahüratta bulunmuştular. Halkın bu sevgisinin sebebi, aldıkları, dağıtılan rüşvetler yanında Caligula’nın babası Germanicus’un başarılı ve sevilen bir komutan olmasından dolayı da olabilir.

Antik tarihçi Suetonius’a göre yeni imparatorun tahta çıkması vesilesiyle 160.000 hayvanın kurban edilip, üç ay süren eğlence, gladyatör savaşları düzenlenmiştir. Philo’ya (Filon*) göre ise Caligula’nın saltanatının ilk 7 ayı çok güzel geçmiştir.
*Filon (d. MÖ 25 – ö. MS 50), İskenderiyeli, Ortodoks Yahudi bir filozoftur. Yunan akılcılığı ile Yahudi-Hristiyan düşüncesini birleştirmesiyle ünlüdür.

Filon, İsa’nın çağdaşı olup Yunan felsefesi ile Tevrat’ın özdeş olduğunu kanıtlamaya çalışmış, Yahudilerin kutsal kitabını Platon’un felsefesi ışığında yorumlamıştır. Kendisi tıpkı Plotinos gibi Tanrı ile insan arasında iyi ve kötü ruhların var olduğunu savunmuştur. Filon felsefe ile dinin iç içe geçtiği görüşünü benimsemiştir.

Caligula’nın ilk zamanlarda yaptığı icraatlar, gerçekten cömert ve politik olarak doğru işler, kararlar olmuştur. Ordunun desteğini sağlamak için askerlere fazladan ikramiyeler dağıtmış, Tiberius’un ilan ettiği vatana ihanet fermanlarını yaktırmış ve Roma’dan sürülen insanları geri çağırmış, tahta karşı işlenen suçların artık geçmişte kaldığını belirtmiştir. Vergilerden dolayı zarara uğrayan kişilere yardımcı olmuş, sapkın seks eğlencelerini düzenleyen kişileri ve sapıkları sürgüne göndermiştir. Gladyatör gösterileri dahil olmak üzere, zamanla rayından çıkan ve aşırıya kaçan savurganlıkların yapıldığı oyunlara sınırlama getirmiştir. Annesinin ve kardeşlerinin cesetlerini buldurmuş ve kalan kemikleri, ilk imparator Augustus’un mozolesinin içine koydurtmuştur. Yapılan bu düzenlemeler ve iyilik hareketleri hem halkın, hem de devlet adamlarının hoşuna gitmiştir, özellikle halkın nezlinde sempatiyle karşılanmıştır.

Ölümcül Hastalıktan Sonrası
Ancak 37 yılının Ekim’inde Caligula yatağa düşmüş ve çok ağır bir hastalıkla savaşmak zorunda kalmıştır. Kimi tarihçilere göre onu kıskanan Senatörlerden biri tarafından zehirlenmiştir. Herkes öleceğini düşünürken bir süre sonra iyileşmiştir. Ancak bu ağır hastalık süreci sonrası akli melekelerini kısmen kaybetmiş, delilik belirtileri göstermeye başlamış ve iyi karakteri bozularak şeytani bir mahiyete bürünmüştür.

Caligula, öncelikle tüm yakınında bulunanları ya öldürtmüş, ya da sürgüne göndertmiştir. Kuzeni Tiberius Gemellus’u vahşice infaz ettirmiştir. Bu olay, ona bakan büyük annesi Antonia Minor’u hem kızdırmış, hem de doğal olarak üzmüştür. Suetonius’a göre Caligula onu da zehirleterek acımasız bir şekilde öldürtmüştür.

Caligula bundan sonra kayınpederi Marcus Junius Silanus ve kayınbiraderi Marcus Lepidus’u da işkenceyle infaz ettirmiştir. Amcası Claudius’u ise, peltek olduğu için ve onu çok güldürdüğünden soytarısı olarak yanında tutmuştur. Çok sevdiği kız kardeşi Julia Drusilla 38 yılında ağır ateşten ölünce, diğer kız kardeşleri Livilla ve küçük Agrippina’yı sürgüne göndertmiştir. Bazı tarihçilere göre Caligula’nın, annesinin aslında Agrippina ve Augustus’tan olmadığına, Augustus’un kendi kızı Julia ile olan ensest ilişkiden olduğuna inandığı ve bundan nefret ettiği söylenmektedir.

Caligula yakın çevresinde gerçekleştirdiği tüm bu zulme karşın, 38 yılında devlet yönetiminde doğru kararlar almaya devam etmiştir. Tiberius döneminde açıklanmayan kamu harcamalarının listesini yayınlatmış, bazı vergileri kaldırmış, yangında malını mülkünü yitirenlere yardımcı olmuş, şövalye sınıfına ve senatörlüğe yeni kişileri almış ve demokratik seçimlerde düzenlemeler yapmıştır. Buna karşın mahkeme süreçleri tamamlanmayan kimseleri de kendi kararları doğrultusunda idam ettirmiş ve en yakın dostu Macro’yu da intihar etmeye zorlamıştır.

Politik desteği devam ettirmek için Caligula’nın ordu ve halk namına yaptığı müsrif harcamalar, devletin hazinesini boşaltmıştır. Bunun üzerine Caligula, zengin olan kimselerin mallarına el koymak için onları sahte suçlamalarla cezalara çarptırmış ve hatta öldürtmüştür. Para bulmak için mahkeme sürecine, düğünlere ve fahişeliğe ağır vergi koydurtmuştur. Gösterilerdeki gladyatörlerinin hayatları üzerine açık artırma etkinlikleri düzenletmiştir. Askerlerin elde ettikleri ganimetin hepsinin devlete verilmesini yasalaştırmıştır. Yollardan geçen tüccarların ve kervanların bazı mallarına el koydurtmuştur.

Delilik Emareleri
Caligula, topladığı bu paralarla bazı kamu inşaatları gerçekleştirmiş, yolları onartmış ve bazı şehirlerde yapım faaliyeti yürütmüştür. Fakat kendisi için de çok gereksiz harcamalar yapmıştır. Pers-Yunan Savaşları zamanında kral Kserkses’in ordusunu Avrupa’ya geçirmek için Hellespontos’ta (Çanakkale Boğazı) inşa ettirdiği tahta köprünün hikayesinden etkilenerek, İtalya’daki Baiae ile Puetoli arasındaki 3,5 km’lik boğaza gemileri yan yana dizerek hareketli bir tahta köprü yaptırmıştır. Yüzme bilmediğinden, yürüyerek geçmeye cesaret edemeyince, çok sevdiği atı Incitatus’a zırh kuşandırıp, at sırtında karşıya geçmiştir. Caligula ayrıca kendisi için antik zamanın en büyük iki gemisini de inşa ettirmiştir.

39 yılında Caligula’nın Senato ile arası bozulmuştur. Bunun üzerine Caligula, senatörlerin hepsinin güvenilmez olduğunu belirterek, sahte suçlamalarla büyük bir mahkeme kurdurmuştur. Mahkeme sonucunda senatörlerin bir kısmını vatanhainliği ile suçlayıp ölüme mahkum edilmiş, ölüme mahkum edilmeyenler ise Caligula’nın savaş arabasının yanında uzun bir zaman boyunca koşmaya zorlanmıştır. Bu zalimliklerden sonra 39 yılının sonlarında Caligula’ya birçok suikast düzenlenmiş ancak hepsinden kurtulup, düzenleyenleri vahşice katlettirmiştir.

Caligula bundan sonra bir takım seferlere de çıkmıştır. Roma’nın kukla devleti olan Cebelitarık Boğazı’nın karşı tarafındaki Mauretania (Günümüzdeki Fas), Ptolemy tarafından yönetilmekteydi. Caligula, devlet meselelerini görüşmek bahanesiyle Ptolemy’i Roma’ya çağırtmış ve burada öldürtmüştür. Sonrasında Mauretania’yı askerlerine işgal ettirerek iki eyalete bölmüştür. Caligula’nın sonrasında Britanya’ya sefere çıktığı bilinir. Ancak antik tarihçilerin çoğunluğuna göre çıkılan bu sefer, Caligula’nın İngiltere sahillerindeki deniz kabuklularını çok sevmesinden ve tüm askerlerine bunları toplaması görevini vermesinden dolayı iptal edilmiştir. Fakat bu olayın aslında böyle olmadığı, tarihçilerin aslında bu olayda benzetme yaptıkları gibi görüşler de bulunmaktadır. Bu görüşlere göre sahile çıkan Roma ordusuna, Britonların şefi Adminius gelip teslim olmuştur. Bu sebeple içlere doğru bir sefere çıkılarak savaşa gerek kalınmaması dolayısıyla askerler, çevre yerleşimlerdeki genelevlere gitmişlerdir. Antik tarihçilerin bahsettiği askerlerin deniz kabukluları toplama olayının, aslında fahişeleri ziyaret etmeleri olduğu belirtilmiştir.

Hayat paylaşınca güzel!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

WhatsApp İletişim