Roma’nın Nisibis Savaşı

Nisibis Savaşı
1'den 5'e değerlendirmek için yıldıza tıklayın!
[Toplam: 34 Ortalama: 5]

Bugün yazımda Roma’nın ilginç ve genişlemesi için kazanması gereken Doğu tarafında gerçekleştirdiği önemli ancak az bilinen savaşlarından birinden bahsedeceğim.

Nisibis (bugün Nusatbin, Türkiye) Savaşı, 217 yazında, yeni yükselen İmparator Macrinus komutasındaki Roma İmparatorluğu orduları ile Kral IV. Artabanus Komutasında Part ordusu arasında yapıldı.

Üç gün sürdü ve her iki tarafın da büyük kayıplar verdiği kanlı bir Part zaferiyle sona erdi. Savaşın bir sonucu olarak Roma İmp. Macrinus, Partlara büyük bir meblağ ödeyerek ve Caracalla’nın bir yıl önce başlattığı Mezopotamya işgalini bırakmak zorunda kalarak barışa zorlandı.

Yüzyıllar boyunca Roma ve Partlar Orta Doğu’ya hakim olmuş ve birbirlerine düşman olmuşlardı. Bu dönemde, Romalı liderler Part topraklarına yönelik birkaç istilaya öncülük ettiler ve bunların en önemlileri, Crassus’un başarısız seferi ve Mezopotamya’nın İmp. Trajan tarafından fethidir.

210’ların başında Part İmparatorluğu’nda IV. Artabanus’un, kardeşi VI. Vologases’ya karşı ayaklandığı bir iç savaş çıktı. Artabanus hızla batı bölgelerinin çoğunun kontrolünü ele geçdi ve Roma İmparatorluğu ile temasa geçti. Bu noktada kendisini ikinci İskender olarak gören Roma imparatoru Caracalla, Partların bu kardeş kavgasından/çatışmasından yararlanmaya karar verdi. Bu bağlamda Artabanus’a ittifak teklif ettiği, hatta kızıyla evlenmek bile istediği iddia edilir.

İttifak üzerinde anlaşmaya varıldığında, Caracalla ordusuyla birlikte görünüşte müttefiki ve müstakbel kayınpederiyle tanışmak için Mezopotamya’ya girdi. Ancak Artabanus ve maiyetiyle karşılaştığında, Caracalla haince saldırıp birçok askeri katletti. Artabanus kaçtı, ancak Romalılar kış için Edessa’ya dönmeden önce, Dicle’nin doğusundaki toprakları yağmalamaktan da geri kalmadılar.

8 Nisan 217’de Caracalla, Praetorian valisi Marcus Opellius Macrinus tarafından düzenlenen bir komplonun kurbanı oldu ve öldürüldü. Macrinus imparator oldu, ancak Romalıların hain saldırısının intikamını almak için büyük bir ordu toplayan Artabanus Roma’ya çoktan yaklaşıyordu. Herodian’ın yaztığı şekliyle ordusuna yaptığı konuşmada durum Macrinus tarafından çok iyi özetlenmiştir:

Barbarın tüm güçleri ile Doğudan üzerimize geldiklerini görüyorsunuz ve Artabanus’un düşmanlığı için iyi bir nedeni de var. Antlaşmayı bozarak onu kışkırttık ve barış zamanında bir savaş başlattık.

[…] Bu, sınırlar veya nehir yatakları hakkında bir tartışma değildir; Kutsal yeminlere aykırı olarak öldürüldüğüne inandığı çocukları ve akrabaları için savaşan kudretli bir kralla karşı karşıya olduğumuz için tehlikedeyiz…

İlk başta askeri deneyimi olmayan ve bir savaştan kaçınmak isteyen Macrinus, tüm mahkumları iade etmeyi teklif ederek Artabanus’u yatıştırmaya ve onunla bir uzlaşmaya varmaya çalıştı.

Artabanus, mali tazminat, yıkılan şehirlerin yeniden inşası ve Septimius Severus tarafından daha yeni fethedilen Kuzey Mezopotamya Roma eyaletlerinin terk edilmesini talep ederek bu Barış Anlaşmasını kısmen reddetti. Artık savaş kaçınılmazdı.

Savaş nasıl oldu?

İki düşman, savaşa iki farklı yaklaşımın örneğini oluşturuyordu: Roma ordusu, mükemmel lejyonlarına dayanan geleneksel olarak piyade tabanlıydı, Partlar ise atlara veya develere binen ağır süvarilerini kullanan, mükemmel atlılardı. Bunun yanında çok sayıda atlı okçu birlikleri de bulunuyordu.

İki ordu, kesin tarihi bilinmemekle birlikte Roma şehri Nisibis yakınlarında karşılaştılar. Cassius Dio’ya göre, ilk çatışmanın göstermelik sebebi, bir sulama yerinin mülkiyeti konusundaydı. Savaşın ilk gününde Romalılar, piyadeleri merkezde ve süvarileri ve hafif birlikleri (Mağribi cirit atıcılar) kanatlarını korumak için kanatlarda olacak şekilde tipik bir düzende konuşlandılar. Aynı zamanda ağır piyadelerin bıraktığı boşlukların arasına hafif piyade yerleştirdiler. Bunlar ileri doğru çarpışabilir ve ardından gerekirse daha ağır oluşumların güvenliği ile geri çekilebilirdiler.

Partlar gün doğumunda saldırarak Roma Ordusunu ok yağmuruna tuttular, bu arada mızraklı askerler tarafından desteklenen askerleri Roma cephesine hücum etti. Onu örten hafif piyadeler zayiat verdiler, ancak Partlar yaklaştıkça geri çekildiler ve arkalarında çok sayıda yaralı asker ve at bıraktılar. Partların atları ve develeri onların üzerlerine bastılar ve düştüler bu ilerlemenin hızını kırdı. Ortaya çıkan yakın mesafe çatışmalarında ise Romalılar avantaja sahipti.

Partlar, her iki taraf da kamplarına çekilene kadar çok az sonuç alınan birkaç saldırı daha başlattılar. İkinci gün ilkinin tekrarıydı, ancak üçüncü gün Partlar daha fazla sayılarını ve üstün hareket kabiliyetlerini kullanarak Roma hattını geçmeye çalıştılar. Romalılar, geleneksel savaş pozisyonlarını terk ederek hızlı yanıt verdiler ve cephelerini genişlettiler.

Bu zamana kadar, her iki taraftaki kayıplar o kadar büyüktü ki, “tüm ova ölülerle kaplıydı; cesetler devasa tepeler halinde yığıldı ve özellikle ölen hayvanlar yığınlar halinde yerlerdeydi”.

Bu noktada ordusu kırılmanın eşiğinde olan Macrinus, Artabanus’a başka bir elçi göndererek ona Caracalla’nın öldüğünü bildirdi ve önemli bir tazminat teklif etti. Part ordusu da büyük kayıplar vermişti ve dahası, profesyonel değil feodal bir milis gücü olduğu için, uzayan sefer sırasında huzursuz olmaya başlamıştı. Böylece Artabanus, 200 milyon Sestertius’u aldıktan sonra barışı kabul etti.

Hayat paylaşınca güzel!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

WhatsApp İletişim