Bugünkü yazımda Roma & Yahudi Tarihi için oldukça ilginç, Türk ve dünya kaynaklarında ise pek bahsedilmeyen, irdelenmeyen bir konudan iki bölüm olarak bahsedeceğim. Ve I. Roma – Yahudi Savaşları. Bölüm I
M.S. 66 sonbaharında birinci Roma, Yahudi Savaşı’nın patlak vermesine yol açabilecek o zamanın şartları içerisinde farklı sebepler vardı. Esasen savaşı doğrudan tetikleyen görünüşteki sebep, Romalı Prokurator Gessius Florus tarafından Kutsal Tapınak Hazinesinin yağmalanması ve ardından Roma’ya baş kaldıran Kudüs halkına yönelik saldırılardı. Florus’u tapınak hazinesini yağmalamak zorunda kalacak kadar parası olmayan, zavallı bir kişi olarak onunla alay eden bir grup genci teslim etmeyi/affetmeyi reddetti.
(Prokuratorler Roma’nın atanmış görevlisi/valisi/temsilcisi idiler.
Tahıl ikmali, para basımı, madenlerin işletilmesi gibi konularla ilgilenen Prokuratorlar ilk kez Augustus döneminde atanmaya başlanmıştı. Eyaletlerin Prokuratorları yetki alanları içinde imparatorluğun mali işlerini denetlerdi. İmparatora bağlı eyaletlerde Prokurator, Legatusun emrinde çalışırdı. Senatoya bağlı eyaletlerde ise prokurator, Vali ve Quaestorun adı altında daha geniş yetkiler kullanırdı. Bazı küçük eyaletlerin başına, emirlerine küçük askeri birlikler verilmiş Prokuratorlar olduğu da bilinmektedir. Bu Prokuratorlar kısmı yargı yetkisiyle de donatılır, ama genellikle bölgedeki büyük bir eyaletin Roma Valisine bağlı olurlardı.)
Ancak Gessius Florus planladığı intikami alamadı ve Kudüs’ü terk etmek ve o zamanlar Roma İmparatorluğunun Yahudiye’de ki merkezi olan Caesarea Maritima’da bulunan makamına dönmek zorunda kaldı. Bu davranış karşısında Yahudilerin cevabı gecikmedi, hızlı ve yanlış bir tepki olarak, Yahudi tapınağında Roma İmparatorları adına gerçekleştirilen günlük kurban törenleri halk tarafından durduruldu.
(Caesarea Maritima, limanı ile birlikte, Romalıların Kralı/Valisi Herodes tarafından M.Ö. 22 ile M.Ö. 10/9 yılları arasında, Şaron Ovası’nın kuzeyinde Hellenistik Çağ’da Straton’nun Kulesi olarak tanınan eski bir Fenikeli ticaret merkezinin üstüne kurulmuştur. Bugün modern Kayserya şehrinin yakınında yer alır ve içinde bir Milli Park bulunur.)
Bu Roma ile suların ısınması manasına geliyordu ve Roma açısından bu onlara yapılmış büyük bir hakaretti & affedilemezdi. M.S. 67’de Suriye Valisi Cestius Gallus komutasındaki Roma birliklerinin yenilgiye uğratılmasının ardından Vespasian ve oğlu Titus, Nero’nun emriyle M.S. 68 baharında Kudüs’e bir sefer başlattılar. Kısa bir kuşatmanın ardından Yahudiye (Roma Döneminde Roma Eyaletinin adı) şehirleri taraf değiştirdi ve çok geçmeden Yeruşalim’in (bugün Kudüs) çevresinde bulunan surlar tahkim edildi. Şehir önüne yapılan yığınak şehrin düşeceğinin ilk belirtisiydi, ancak saldırıdan kısa bir süre önce birliklerin komutanı Vespasian (ileride İmparator olacak), İmparator Nero’nun ölüm haberini aldı. Henüz yeni İmparator Galba’nın tahtı devralması haberini beklerken, onun da bir suikasta kurban gittiği haberi kendisine ulaştı.
Aynı Roma’da ki karışıklıklar (Dört İmparator Yılı) gibi Kudüs’te iç savaşa sürükleniyordu. Roma’nın saldırısına eş zamanlı olarak, Yahudi Grupları arasında iç mücadeleler doruğa çıkmıştı. Radikal Yahudilerin hareketlenmesi, ılımlı ve Roma yanlısı seçkinlere karşı harekete geçmeleri ve tapınak rahiplerinin öldürülmesi ile Yahudiye’de karışıyordu. Bağnaz lider Gischala’lı John’un yönetimi altında bir terör saltanatı kurulmuştu. Takvimler M.S. 73 ü gösterdiğinde ve Roma Yuhudi Savaşın üçüncü yılından itibaren Radikal Yahudiler arasında rekabetin artması ve Simon Bar Giora’nın kendi grubunu kurması bölgedeki durumu daha da kötüleşti. Kudüs, ilki Zealot hareketi olmak üzere Tapınak Tepesi’nde, ikinci diğeri ise Yukarı Şehir’de olmak üzere iki kampa bölünmüş durumdaydı. Kendi içlerinde kavgalı olan Radikal Yahudiler Kudüs’ün dışında Romalılara karşı direnişe yalnızca birkaç yerde devam ediyordular. Bunlar arasında, Yahudi direnişinin sembolü olacak ve tarihe geçecek olan Gamla şehri ve Masada kalesi de vardı.
Bu arada bugün halen birçok dilde kullanılan ünlü bir cümlenin de orijini/kaynağı burasıydı. M.S. 70 – 73 yıları arasında Romalılar, Plavius Silva komutasında onbin Romalı, Musevileri yok etmeye ve Masada’yı almaya çalışırken, yaklaşık bin Musevi’de Masada Dağının tepesinde onlara direniyordular. Tuz Gölü/Denizi’ne bakan tepelerde, yenilgiyi kabul etmeyip intihar etmeyi tercih ediyordular. Bugün teleferikle çıkılan Masada’ya çıkıldığında insanın içini ürperten ve tarihin acımasız yüzünü bize gösteren bir söz karşımıza çıkıyor. ‘‘Masada asla düşmeyecek.’’
Yahudiler halen şu cümleyi tüm kalpleri ve gururla tekrar ediyorlar, ‘Çocuklarımızla ve kadınlarımızla, biz bu dünyayı özgür olarak terk ettik. Esir olarak yaşamadık.’
Nero’nun ölümünden sonra Roma’yı kasıp kavuran iç savaş, Yahudiye’de faaliyet gösteren Roma Lejyonlarının en son başkomutanı olan Vespasianus’un 1 Temmuz 69’da İskenderiye’deki Roma Birlikleri tarafından İmparator ilan edilmesi ile nihayete erdi. Bu gelişme onun 70 yılının baharında Roma’ya dönmesini gerektirdi ve bu nedenle oğlu Titus’u Yahudilere karşı savaşı sürdürmesi için görevlendirdi. Mayıs ayı başlarında Titus, üç duvarla korunan Kudüs şehrini dört lejyonla kuşatmaya ve aç bırakmayı başardı. Ağustos ayının sonunda duvarlar aşıldı, tapınak fethedildi, yakıldı ve eylül başı gibi yukarı şehirde düştü. Bunu, Roma’nın mükemmel bir güç gösterisi izledi, bölge sakinleri köleleştirildi veya öldürüldü. İki fanatik lider gibi bir çok Yahudi, Roma’ya giden zafer alayı için yakalandılar ve esir edildiler. Kudüs’teki arkeolojik kazılarda hâlâ kanlı ölüm kalım savaşlarının izlerine rastlanıyor. Şehir tamamen yıkıldı, yok edildi. Kudüs’te konuşlandırılacak gelecekteki X. Lejyon için tahkimat olarak Herod’un Sarayının yalnızca üç kulesi kaldı. X. Lejyon Fretensis’in damgalarını taşıyan tuğlalar bugün hala Kudüs’te görülebilir.
Celile Denizi’nin doğusundaki Gamla şehri isyan sırasında Zealotların tarafında yer aldı. Kudüs’teki savaş paralarına dayanarak, Gamla’da da Kudüs gibi kaba gümüş şekeller basılmıştı. M.S. 67 yılının kışında Gamla, Romalılar tarafından alındı ve tamamen yok edildi. Şehir savaştan sonra yeniden inşa edilmedi ve kalıntıları 20. yüzyılda yeniden keşfedilene kadar tamamen unutuldu.
https://maps.app.goo.gl/vUHy8N5Utafi6rrx9



















