Bu hafta yazımda sevgili okuyucularımı İtalya’nın kuzeyine Venedik Lagününe ve hatta hatta Venedik’e bağlı bir adaya götüreceğim.
Venedik şehrinin bir parçası olan Burano Adası, Venedik Lagünündeki Rubics Küplerine benzeyen, renkli ve kutu evleri ile resim gibi, enfes ve Venedik’e çok yakın olmasına rağmen son derece sessiz, sakin ve huzur dolu bir ada. Rengarenk kırmızı, yeşil, mavi, sarı evler adanın her yerinde, isteseniz de bu uyumu, bu renkleri yan yana getiremez, bu harmoniyi kolay kolay sağlayamazsınız.
Burano‘ya varmanın iki yolu var. İlki Venedik San Marco meydanından veya Roma Meydanından kalkan halka açık Vapurettolar ile (Küçük Vapurlarla) ulaşmak veya özel bir tekne/sürat teknesi ile ulaşmak. Bu alternatifler zaman ve biraz da maddiyat sorunu tabii…
Burano’nun yüzölçümü 0,22 km2. Yani Torcello’nun neredyse yarısı, bu ufacık adada yaklaşık 2750 kişi yaşıyor. Yaşayanların çoğu yaşlı ve/veya emekli İtalyanlar. Gençler başka hayallerle ya Venedik ya da başka büyük İtalyan şehirlerine göç etmişler, adayı terk etmişler. Tabii adada fazla büyük bir iş olanağı olmaması göç için önemli bir etmen. Tarih boyunca erkekler balıkçı, kadınlar ise el işleri ile uğraşmışlar, tabii en önemli obje dantel işi. Burano sempatik ortamı, renkli evleri ile turistler için bir çekim merkezi ama para harcamayan, gelip, görüp, çöpünü atıp giden turistler Venedik gibi Burano yerlileri için de pek sempatik değiller.
Burano’da yerleşim ilk defa Roma dönemine kadar dayanıyor. 5. YY’da farklı halklar Atilla’dan kaçarken Torcello Adasına kaçmışlar, 6. YY’da yerleşim Burano’ya kadar ulaşmış ama esas nüfus artışı 12. YY sonrası Torcello adasının terk edilmesi sonrası oluşmuş.
Esasen ada 4 küçük adacıktan oluşan bir takımada. Bu 4 adacığın isimleri San Mauro (kuzeybatı), Giudecca (güney), San Martino ve Terranova (doğu) şeklinde. Pek fark edilmese de gerçekte gezerken geçilen her köprü esasında bu adaları birbirine bağlıyor. Vapuretto ile ilk ayak bastığınız adacık San Mauro. Vapuretto’dan inip batıya yürürseniz Burano ile karşısındaki bir başka ada Mazzorbo arasındaki bağlantı olan yaya köprüsüne ulaşılıyor.
Sempatik Burano Adasının Venedik karnavalını bizlere hatırlatan yüzlerce maskenin satıldığı dükkânlarla, rakibi, komşusu ve cam işçiliğiyle ünlü Murano’dan gelen hediye eşyalar satan dükkânlar ile dolu.
Bu küçük adanın kendine göre oldukça büyük meydanı da ünlü. Meydan adını Buraneolle lakaplı İtalyan besteci Baldassarre Galuppi‘den alıyor. Meydanda heykelini görmemek imkansız. 1706 -1785 yılları arasında yaşamış ve 100’den fazla opera bestelemiş Buraneolle. Meydan gibi adanın Ana Caddesine de adını vermiş. Meydanın etrafında görülmeye değer yapılar Eğik Çan Kulesi ile San Martino Kilisesi, Santa Barbara Şapeli ve Dantel Müzesi
İtalya’da eğri çan kuleleri bir klasik. En ünlüsü Pisa’da ama tek değil. Meydanda bulunan San Martino Kilisesi’nin 53 metrelik Çan kulesi de eğik. Kilisenin temelleri 959 yılında atılmış ve bugün gördüğümüz binası 16.YY’a tarihleniyor. Eğri Çan Kulesi ise 1703 – 1714 yılları arasında yapılmış. Zamanında temel kazıklar üstüne yapılar inşa ediliyormuş, tabii zamanın kazıkları bu derece yüksek bir kuleyi bir yere kadar taşıyabilmişler sonrası malum, adanın her yerinden ve çıplak gözle görülen net bir eğrilik. Burano’daki evler genellikle 2 ve ya en fazla 3 katlı olduğu için Çan Kulesi adanın hemen her noktasından görülüyor. Adanın sembolleri arasında renkli evler kadar bu eğri Çan kulesi de yerini almış. Satılan kartpostallarda ve Buzdolabı Mıknatıslarında sıkça görülmesi pek şaşırtıcı değil. Ada tabanının ne kadar hassas ve fazla ağırlığa dayanamadığının en güzel kanıtı bu Kule. Adanın kazıklar üzerinde bir platform gibi duran yapma zemini her geçen yıl daha fazla zarar görüyor Binaların temelini tutan kazıkların lagündeki deniz suyunun tuzu ile mücadelesi hiç bitmiyor. Kış aylarında yükselen su tüm evlere temellerine verdiği zarar oldukça yüksek.
Evlerin rengârenk boyanma geleneği ne zamandan kalma tam bilinmiyor ama asırlara dayandığı söyleniyor. Evlerin renginin seçimi ev sahibinin insiyatifinde değil, yani her isteyen istediği renge boyama hakkına sahip değil. Bu önemli ve ciddi bir konu bu ada için ve kesinlikle belediyenin kontrolü altında.
Oluşturulmuş bir kurul, ki sanatçılar, mimarların ağırlıkta olduğu bir kurul, sanatsal bir saikle renkleri kontrol ediyorlar ve hangi evin hangi renkte boyanacağına karar veriyor. Her rengin, her tonu var renkler arasında. Yan yana boyanan evlerin rengi olabildiğince zıtlık yaratması için özenle belirleniyor. Evin önünde bulunan brandalar, kapılara ve pencerelere koyulan çizgili ve desenli sineklikler yine evin boyası ile yaklalış aynı tonlarda olmalı..
Peki evleri renkli boyama adetinin kökleri nereye dayanıyor?
Evleri renkli boyama geleneğinin, balıkçılar sisli günlerde uzaktan Burano’yu görebilsinler, eve dönebilsinler diyerek başladığı en yaygın kanaat, ama benim daha çok hoşuma giden hikaye ise sarhoş balıkçıların evlerini karıştırmasınlar diyerek başlatılmış bir adet olduğu rivayeti. Tabii bu hikayelerin hangisinin doğu olduğu meçhul ancak zamanla bu derece popüler olmaları adaya ayrı bir gizem ve güzellik katıyor.
Peki ya danteller?
İncecik Burano dantelleri 1400 den beri ada için her zaman önemli bir ticaret ürünü olmuş. O dönem Venedik Cumhuriyetinin bir parçası olan Kıbrıs’a da danteller satılmış. Lefkaralılar Burano dantelini o kadar çok beğenmişler ki önceleri kopyalamaya sonra da üretmeye başlamışlar. Leonardo da Vinci 1481’de Kıbrıs’ı ziyaret ettiğinde, Lefkara’da gördüğü dantel işlerini çok beğenmiş ve satın almış. Bu danteli Milano Katedrali’ne Kilisenin Ana Altarında kullanılması dileği ile hediye etmiş. Bu şekilde dantel Avrupa’da çok aranan ve değer gören prestijli bir ürün olmuş.
Burano dantelleri zaman içerisinde ünlü artmış ve dünyaya yayılmış. Bir çok hikayede olduğu gibi bu hikayenin bir versiyonu, dantelin ilk kez Lefkara’da yapıldığı, Burano Adasında ise Lefkara’dan alınıp kopyaladığı yönünde. 1872’de Burano’da bir dantel okulu da açılmış. Ancak bu dantelleri işlemek çok zaman aldığı ve dolayısıyla çok pahalı olduğu için bu okul zaman içerisinde gözden düşmüş. Burano danteli üreten ve satan çok şık mağazalar hala var ancak alıcıların portföyüde zamanla değişmiş. Turistlik, hediyelik eşya dükkanlarında çoğunlukla ucuz, Çin malı, fabrikasyon danteller hatıra almak isteyenler için sergileniyor. Çok özel adreslerde ise zengin Amerikalı ve Kanadalı Turistlere gerçek el işi danteller sunuluyor.
Eğer dantel ile ilgileniyor, daha detaylı bilgi sahibi olmak istiyorsanız, dantellerin bir sanat eseri gibi sergilendiği Burano’daki Museo del Merletto yani Dantel Müzesi bulunuyor, bu müzeyi ziyaret etmenizi kesinlikle tavsiye ediyorum. Müze 1872 yılında Düka Andriana Marcello tarafından kurulmuş.
Pazartesi hariç her gün, 10:00 – 18:00 (kış dönemi 17:00) arası açık ve giriş ücreti 6,50.-€
Buranolu balıkçıların tuttuğu tazecik balıklar tüm Venedik restoranlarına dağılıyor. Burano’da öğle yada akşam yemeği saatine denk geldiyseniz Trattorialarda Venedik ile kıyas edilince çok daha uygun fiyata (basit, yerel halk lokantaları) taze balık yiyebilir ve bu balık ziyafetini muhakkak daha uygun fiyata çıkarabilirsiniz.
https://maps.app.goo.gl/oXBDa5dWuzXAMGTp7











































