Tanrı Algısı
40 yılındaki seferden sonra Roma’ya dönen Caligula, devlet adamları ve vasal krallar ile olan toplantılarda artık Hermes, Apollon, Hercules gibi giyinerek kendisine tanrı ve Neos Helios (yeni güneş) denilmesini istemiştir. Roma’da bulunan çeşitli tanrı heykellerinin kafalarını kaldırtarak yerlerine kendi kafasının heykellerini koydurtmuştur. Gerçekten de Mısır’da ele geçen ve Caligula dönemine tarihlenen paralar üzerinde kendisini tanrı olarak resmettirmiştir.
Diğer imparatorlar dönemlerinde de hükümdarların bazılarına Roma İmp. Doğu Eyaletlerinde tanrı olarak tapınıldığı, öldükten sonra adlarına kültler yapıldığı bilinmektedir. Fakat bu hükümdarlar, bu tanrılaşma olayında, kendilerine tapınılmasını, kimseyi zorlayarak yapmamışlardır. Caligula bu durumu daha da ileri götürerek halk içine çıktığında kendisine tapınmalarını, senatörlerin onun ayaklarına kapanıp çeşitli ritüeller gerçekleştirmelerini istemiştir ve kendisinin yaşayan bir tanrı olduğuna dair emirnameler çıkartmıştır. Özellikle Yahudilerin yaşadıkları Suriye, Mısır ve Anadolu şehirlerindeki Sinagoglara kendi heykellerinin yaptırılmasını ve artık kendisine tapınılmasını istediğinden dolayı buralarda çeşitli ayaklanmalar çıkmıştır. Bu sebeple Caligula, ayaklanmayı çıkaranların liderlerini ve bu ayaklanmalar ile herhangi bir ilgisi olmayan fakat burayı yöneten valileri yakalattırıp idam ettirmiştir.
Aynı tarihlerde yaşayan İskenderiye li Philo ve Genç Seneca’ya göre Caligula, bu ayaklanmaların sonra iyice çıldırmıştır. Sıkıldığında zevk için yanındakileri öldürtmeye başlamış, önceleri yüksek vergiler koyduğu b-ve hatta hatta yasaklattığı fahişelik ve saatler süren, her türlü sapıklığın olduğu seks partileri düzenletmiş, devlet adamlarının eşlerine zorla sahip olmuş, yaptırdığı köprü, sonuçsuz Britanya Seferi ve gereksiz harcamalar sebebiyle İtalya’da ekonomik kriz ve açlık baş göstermiştir.
Gladyatör gösterilerinde bulunduğu bir sırada, gladyatörlere ve vahşi hayvanlara öldürtülecek esir ve suçlu kalmadığını öğrenince çok sıkılmış ve gösteriyi izleyen halktan büyük bir kesimini arenaya attırarak bunların hayvanlar tarafından parçalanmasını izlemiştir. Caligula kendi kız kardeşleri ile ensest ilişkiler yaşamış ve onların başka erkeklerle de ilişkiler yaşamasını izlemiştir. Sarayı büyük bir geneleve çevirmiş, savdiği atı İncicatus’u consül seçtirmiş, diğer devlet adamları ile aynı masada yemek yedirmiştir. Orduyu mantıksız ve sonu olmayan seferlere çıkartmıştır.
Son Zamanları
40 yılının sonlarına doğru Caligula, senatoya Roma’yı tamamıyla terk edip Mısır’daki İskenderiye’ye gideceğini ve orada yaşayan bir tanrı olarak ikamet edeceğini belirtmiştir. Bu durum, senatonun ve devlette önemli etkisi olan Pretorian Muhafızlarının artık bu duruma bir son verilmesi gerektiği kararını almalarına sebebiyet vermiştir. Muhafızların başında olan Cassius Chaerea bu kararda çok önemli bir etken olmuştur. Çünkü Caligula, uzun bir süre boyunca Chaerea ile kadın gibi bir sesi olduğu ve kadına benzediğini söyleyerek alay etmiştir.
22 Ocak 41 günü senato ile de anlaşan Cassius Chaerea ve diğer iki muhafız, Kutsal Augustus onuruna düzenlenecek oyunlara Caligula’nın baş konuk olarak gitmesini sağlamak için yanına gitmişlerdir. Caligula’yı özel Germen korumalarından uzaklaştırdıktan sonra üzerine atlayarak, 30 kere bıçaklamış ve öldürmüşlerdir. Daha sonra karısı Caesonia ve kızı Julia Drusilla’yı öldürmüşlerdir. Caligula ölür ölmez Senato, hemen hızlı kararlar alarak devlete tekrar düzen getirmeye ve cumhuriyeti kurmaya çalışmıştır. Pretorian Muhafızları da bu durumu desteklese de ordu, imparatorluk düzeninin sürdürülmesini istemiştir. Bunun üzerine suikastçilerin elinden bir perdenin ardına saklanarak kurtulan Caligula’nın amcası Claudius, imparator ilan edilmiştir. Bu suikast sonrası kendinden nefret edilen Caligula’nın heykellerinin çoğu yok edildi veya tahrif edildi. Bugün yalnızca kırk iki büst ve iki tam portre heykel varlığını sürdürüyor.
Modern tarihçilerden kimilerine göre Caligula’nın dönemindeki anlatılan hikayeler aşırı abartılıdır. Gerçekten de Caligula’nın imparatorluğu iyi yönetmediği doğru olmasına karşın, onun döneminde yazan çoğu tarihçinin, önceki imparator Tiberius döneminde saray tarafından desteklenen tarihçiler olduğu, onun döneminde ise desteklerinin kesilmesi ile ona düşman oldukları anlaşılmaktadır. Sonraki tarihçiler de bu anlatılan ve zamanla abartılan hikayelerden etkilenerek Caligula hakkında yazmışlardır. Dönem hakkında diğerlerine nazaran daha gerçek bilgiler sunan Tacitus’un, imparator hakkındaki yazılarının tamamının ele geçmemesi de, dönemin nasıl yaşandığının tam olarak anlaşılamamasına sebebiyet vermektedir. Ancak abartılarak da olsa anlatılan bu hikayelerde mutlaka gerçeklik payı olmalıdır..







