İmp. Caracalla (Lucius Septimius Bassianus)

Caracalla
1'den 5'e değerlendirmek için yıldıza tıklayın!
[Toplam: 29 Ortalama: 5]

Roma ilginç kişilikleri ile de tarihe adını yazdırmış. Bu kişilerin içlerinde bir çok imparator da var. Bugün değerli okuyucularıma bu imparatorlardan biri olan Caracalla’dan bahsetmek istiyorum.

Zalimliği ve şizofren davranışları ile dünya tarihine adını yazdırmış Caracalla M.S. 211-217 yılları arasında tahtta kaldı.

M.S. 193 yılında yerine geçtiği babası Septimus Severus’un İmparatorluğunun 18. yılında İngiltere seferine giderken yanına iki oğlunu da almıştı. Antoninus Caracalla ve Septimus Geta. Yorgun İmparatorun yaşlı bedeni soğuğa ve sefere daha fazla dayanamadı ve seferdeyken vefat etti. Tek arzusu iki oğlunun da tahta geçmesi, birlik içinde yaşamaları ve Roma’yı beraber uyum içerisinde yönetmeleriydi. Ancak genç prenslerin ihtirasları ve tutkuları buna pek izin vermeyecek gibiydi.

Askerler, ölen imparatorun son arzusunu yerine getirdiler ve iki kardeşin huzurunda yemin ettiler. Roma’nın bundan böyle iki İmparatoru vardı: Caracalla ve Geta. Ancak gidişat pek barışcıl olmadı. İki kardeş, babalarının ölümünden hemen sonra  birbirlerinden korunmak için önlemler aldılar. Beraber devlet törenlerine katılmadılar, Sarayı ikiye böldüler ve ne aynı masada yemek yediler ne de aynı ortamda bulundular

Caracalla, büyük kardeş olmanın üstünlüğünü kullanarak Avrupa ve Batı Afrika’nın, küçük kardeş Geta ise Mısır ve Asya’nın hükümdarlığını alacaktı. Böylece iki kardeş İmparatorluğu bölecek ve sınır hükümdarlıklarını kuracaklardı. Ancak bu plana anneleri Julia Domna karşı çıktı. Roma İmpapratorluğunun en büyük amacı, tek parça olarak geniş bir vatan olmasıydı. Ayrıca bu sebepten dolayı çıkacak bir iç savaş, birliğin bozulması, İmparatorluğun da sona ermesi demekti. Bu durum korkulduğu gibi 60 sene sonrasını görülecekti.

Roma İmparatorluğu bölünmeyecekse Tahtın sahibi kim olacaktı? Doğuştan kötü bir karaktere sahip Caracalla’nın amacı ülkeyi bölüp, sonra savaş çıkarıp kardeşinin üzerine yürümekti. Ancak bölünme annelerinin baskısı ile rafa kaldırılınca, Caracalla farklı bir plan yaptı. İmparatoriçenin odasında kardeşinin de katılacağı zoraki buluşmayı kabul etti ve kapının arkasına gizlenen askerleri ile annesi ve kardeşi Geta’yı katlettirdi. Annesi ve kardeşini kanlar içinde yerde görünce paniğe kapılan Caracalla saraydan çıkıp Proteryanlara sığındı. Askerleri, babasından kalan hazineleri dağıtarak kendi tarafına çekmeyi başardı.

Caracalla, sebebi olduğu cinayetlerin vicdan azabı ile yaşıyordu. Geceleri kabuslar ile uyanıyor annesi ve kardeşi gözünün önünden gitmiyordu. Bu durum ruh halini bozmuş, paranoyak bir imparator olmuştu. Kardeşinin mezardan çıkarak kendisini öldüreceği bir saplantı halindeydi. Akıl sağlığını kaybetmek üzereyken, kardeşinin anısına, “Damnatio Memoriae” uygulama kararı aldı.

Damnatio Memoriae, Latince bir deyim olup, tam olarak anlamı “Hatıranın Lanetlenmesi” ya da “Hatıradan Çıkarma/Silme” olgusudur. Onursuzlaştırmanın bir formu olup, Roma Senatosu’ndan vatan hainleri ya da Roma Devletinin itibarıyla oynayanlar için çıkartılabilir.

Örneğin Adıyaman Cendere Köprüsü’nde babası Septimus Severus’un kendisini, karısını ve iki oğlunu temsil eden dört sütundan, kardeşi Geta’ya ithaf edilen sütunu yıktırdı. Ssarayda ailesinin anısına yaptırılan fresklerden Geta’nın yüzünü kazıttı:

Babası Septimus Severus ve ailesini anlatan yazıtlardan Geta ismini ve bilgilerini kırdırttı.

Roma’da bulunan ve şimdilerde San Giorgio Kilisesi’ne çevrilen bir anıtta Severus Ailesinin isimleri halen görülüyor ancak Geta hariç

Caracalla’nın Geta takıntısı yüzünden sadece Roma’da Geta’ya yakınlıkları iddiası ile yakşaşık 20.000 kişiyi katletti. Bu kişilerin aslında hiç bir suçları yoktu. Geta ile aynı havayı solumuş olmaları, sofrasında yemek yemeleri, korumalığını yapmaları, naipliğini yapan bilginlerden, en değersiz gözdelerine kadar, kadın, erkek ve çocuk hepsi öldürüldü..

Marcus Aurelius’un hayattaki tek kızı Fadilla’nın bile, sırf Geta ile muhabbeti olduğu için acımayarak canını aldı. Geta adını söyleyen herkesi devlete karşı işlenen suçtan dolayı katletti. Aynı zamanda öldürdüğü soyluların malına da el koydu. Tiberius, Nero ve Domitianus gibi tiranların zalimlikleri sadece Roma senato üyeleri ve aakerlere karşıydı, ancak Caracalla, Geta ile uzaktan ilgisi olan herkese düşman kısaca halkın en büyük düşmanı olmuştu.

Binlerce altın tutarında hamamlar, tiyatrolar, anıtları sırf Geta orada bulundu bahanesi ile Caracalla yıktırıyor ve yenisini yaptırıyordu.

Bugün halen kullanılan büyük hamamları yaptırdı, buna en ünlü örnek Roma Caracalla Hamamlarıdır ve her gün yıkanmaya özen gösterdi. Belki de bu tavrı, içinde az da olsa bulunması mümkün olan vicdan azabını temizlemeye yönelik psikanalitik bir davranış olabilir.

Tüm Roma halkını, hizmetkarlarına daha fazla armağanlar verebilmek için ağır vergiler altında ezdi. Ancak bu ağır vergiler dahi giderleri karşılamayınca, yayınladığı bir emir ile tüm kölelerin Roma vatandaşı olduğuna hükmetti ve onlardan da ağır vergileri almaya başladı. Tek amacı orduyu doyurmak, komutanların gözdesi olmaktı. Caracalla’ya göre “Bir hükümdar askerlerinin sevgisini kazanmalıydı; geri kalanların hiç bir önemi yoktu.”

Ancak bu baskı düzeni devam edemedi ve Caracalla, Roma’yı bir daha geri dönmemek üzere terk etti. Roma İmparatorsuz kalmıştı Amacı Doğu’ya gitmek ve Büyük İskender gibi bir fetih kahramanı olmaktı. Büyük İskender ona rol modeldi, aynı onun gibi giyiniyor, onun öğretilerini kendine göre yorumluyor, sırf Büyük İskender özentisi yüzünden, emrinin altındaki askerleri çoğunlukla Makedonlar’dan oluşturmuştu. Onun izlediği rotayı izliyordu. Tek gayesi doğudaki halka da zulmetmekti.

Senatoyu zaten umursamayan Caracalla’nın ruh sağlığı iyice bozulmuştu. Şüphesiz en büyük katliam M.S. 215 yılında Mısır’ın İskenderiye şehrinde gerçekleştirdi ve şehre girdiğinde “Geta” yazılarına rastladı. Rivayete göre “Geta’nın şehirde daha çok sevilmesi” ve “Cinayetinin dillendirilmesi” Caracalla için sinir krizlerine sebep olmuştu.

Dinlenmek bahanesi ile Serapis Tapınağına çekildi. Ancak bu bir dinlenme değil, katliam molasıydı. Şehirde herkesin katledilmesi için emir verdi. o zamanlar İskenderiye’nin nüfusu yaklaşık 400 bin kişi tahmin ediliyordu.

Kısa bir zaman içerisinde yaklaşık 20 bin İskenderiyeli soylu ve halk katledildi. Şehirden o esnada kaçanları Roma askerleri takip edip infaz ettiler.

Caracalla, hacı olmak için ay tapınağı’na giderken M.S. 217 yılında Urfa yolunda tuvalete gitmek amacıyla kortej durdu. Muhafızları nezaketen yanından ayrıldılar. Ancak bazı askerleri satın alınmıştı, onlardan biri de Lejyoner Martialis idi. Tam bu sırada hançerini çıkarttı ve zalim İmparatoru sırtından bıçakladı. Diğer korumalar tarafından anında öldürülen Martialis, Caracalla’nın da hayatına son vermiş oldu.

Kardeş katili bu zalim İmp. sonu böyle geldi ve hükümdarlığının sonunda sorumlu olduğu halkına kan, göz yaşı, fakirlik ve daha da hızlı çöken bir İmparatorluk bıraktı. Köleliği kaldırdı ancak vergisini veremeyen köleler İmparatorluğun sonunun gelmesi için başka bir unsur oldular. Bir kente komple katliam kararı verebilecek kadar acımasız, kardeş katili olduğunu kabul etmeyecek kadar şizofren olan bu imparatorun sonu da sırtından hançerlenmek oldu.

Hayat paylaşınca güzel!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

WhatsApp İletişim