I. Roma Yahudi Savaşını iki bölüm halinde irdeledikten sonra bu yazı serisinin ikinci kısmına sıra geldi. Bu yazımda da Roma & Yahudi Tarihi için oldukça ilginç, Türk ve dünya kaynaklarında ise gene pek bahsedilmeyen, irdelenmeyen II. Roma – Yahudi Savaşlarını kaleme aldım. Bu sefer tek seferde II. Roma Yahudi Savaşını okuyacaksınız…
“Hadrian’ın harap olmuş Kudüs şehrinin yerine Aelia Capitolina adını verdiği başka bir şehir inşa etmesi ve [Yahudi] Tanrısının [yanmış] tapınağının bulunduğu yerde Jüpiter için bir tapınağın yaptırması, gelecekte uzun ve tehlikeli bir savaş için halkı kışkırtıyordu.” (Cassius Dio, Roma Tarihi 69:12:1).
(Cassius Dio d. 155 veya 163 – Ö. 229 sonrası), bazı tercümelerde Claudius Cassius Dio veya ve çoğunlıkla yanlış olarak Cassius Dio Cocceianus olarak adı tercüme edilen Romalı ünlü tarih yazarıdır. Roma tarihini yaklaşık 985 yılını Aeneas’ın Truva’dan zorlu seyahatler sonrası bugünün İtalya’sına gelerek, Roma şehrinin kurulmasından M.S. 229 yılına kadar geçen süreyi yirmi iki yılda yazmış ve seksen kitap olarak Roma Tarihi hakkında bizlere tam ya da kısmen günümüze kalmış bir eser bırakmıştır.)
M.S. 132’de üç buçuk yıldan fazla sürecek olan İkinci Yahudi Savaşı başladı. Tarihte Bar Kokhba ayaklanması olarak da bilinen bu ayaklanma, adını Hristiyan geleneğinde de bilinen Yahudi isyancıların lideri Simon Bar Kokhba’dan (“Yıldız Oğlu Simon”) alıyordu. Gerçek adı Şimeon Ben Kosiba olduğu, bazı tarihi belgelerinden ve Yahudiye Çölü’ndeki mağaralarda ele geçirilen buluntulardan bilinmektedir. Ayrıca Bar Kokhba olarak adlandırılan sikkeler, Yahudi tarihinin bu kısa ama önemli aşamasına ilişkin en önemli kaynakları olarak kabul edilir.
Roma’ya karşı savaşın tetikleyicisi ve görünen sebebi muhtemelen Yahudilere getirilen sünnet yasağıydı. Tabii her şeyin başı ve hepsinden önemlisi esasen İmparator Hadrian’ın (M.S. 117 – 138) Kudüs’ü bir Roma kolonisi olarak yeniden Kurm ve Büyük Yahudi Mabedinin kalıntıları üzerine Jüpiter için bir Tapınak inşa etme planıydı. Ancak genel olarak savaşın nedenleri daha da geriye ve Birinci Yahudi Savaşı’nın sona ermesinden ve Kudüs’teki Tapınağın yıkılmasından sonraki zamana kadar gidiyordu. Şu anda diasporada yaşayan Yahudiler ile Roma vatandaşı olmuş Yahudiler arasında tekrarlanan sorunların yaşandığı zamana uzanıyordu.
Baş kışkırtıcı Simon Bar Kokhba’yı beklenen Mesih ilan eden Haham Akiba idi. Aynı zamanda Yahudi halkının Roma birliklerine karşı galip geleceği kehanetinde bulunuyordu. İsyancılar Yahudiye’de toplandılar ve ayaklanmanın başlangıç safasında, bir tür gerilla savaşı sonucunda Roma ordusuna karşı kısmi bir başarı da elde etmeyi başardılar. Kudüs şehri olarak savaş sırasındaki olaylardan doğrudan etkilenmedi. Kudüs civarındaki mağaralarda buluntular, isyancıların nerelerde ve hangi şatlarda kaldığını ve o günlerin bizler tarafından anlamamıza yardımcı oluyor.
Roma Ordusunun uğradığı kayıplardan Roma tarafı tarihçileri pek bahsetmemektedirler. Ancak ayaklanmanın Roma için imparatorluğun uç garnizonlarında sık sık olan ayaklanmalar gibi tesadüfi ve sıradan bir olay olmadığı gerçektir. O dönemlerde Roma‘dan uzaklaştıkça ve uç Roma eyaletlerine vardıkça Roma‘nın kontrolunun kısmen dışında olmak bir çok farklı kavimi özgürlük için motive etmiş, ayaklanmalar olmuştur. Bu, örneğin ordu komutanlarının Senato’ya yaptığı olağan selamlamanın atlanmasında görülebilir:
“Siz ve çocuklarınız sağlıklıysanız, o zaman bu iyidir. Biz ve ordumuz sağlıklıyız” (Cassius Dio, Roma Tarihi 69:14,2).
Yani sizler Roma‘da sağlıklı ve huzur içinde yaşıyorsanız/yaşayabiliyorsanız bu bizim sayemizdedir, bizi de merak etmeyin, bizler de iyiyiz, mealinde bir göndermedir.
Romalılar Yahudiye’deki ayaklanmayı ancak İmparator Hadrian’ın komutayı başarısını çeşitli savaş ve ayaklanmalarda kanıtlanmış General Julius Severus’a devretmesiyle bastırabildiler. M.S. 135’te Simon (Şimeon) Bar Kokhba, son sığınağı olan Kudüs yakınlarındaki Bethar Kalesinde öldürüldü. ve en büyühk destekçisi Haham Akiba ve diğer isyancılarda idam edildiler.
İlk ayaklanmanın sonuçlarından ikinci ayaklanmanın olmasından Roma‘lılar bir ders çıkarmalıydılar ve çıkardıklarını da görüyoruz. Hadrian’ın Yahudilere karşı kazandığı zaferin önemi, yalnızca M.S. 135 veya 136’da Senato tarafından İmparator unvanının verilmesiyle vurgulanmıştır. Aksi takdirde, Yahudilere karşı kazanılan bu İkinci Zafer, Birinci Yahudi Savaşı’ndan sonraki Roma propagandasının aksine, ne Roma‘da bir zafer alayıyla kutlandı, ne bir Tak/Kapı inşa edildi , ne bir sütun dikildi, ne de Hadrianus sikkeleri üzerinde resimlerle bir propaganda unsuru olarak kullanıldı. Bu yöntemlerin ikinci ayaklanmayı engelleyemediği hatta hatta Yahudi Halkında Roma‘ya karşı büyüyen kin ve nefreti körüklediği anlaşılmış gibi görülüyordu.
Şu anda Kudüs’teki İsrail Tarih Müzesi’nde bulunan Hadrian’ın Tel Shalem’de bulunmuş bronz heykeli, savaşın başarılı sonucuyla ilişkilendirilebiliriz. M.S. 130 gibi erken bir tarihte İmparator’un bu başarı vesilesi ile veya Roma‘nın Yahudiye’de gücünü göstermek için dikilmiş olması da mümkündür. Aynı zamanda Kudüs’ün Romalıların koyduğu yeni adıyla, yani Aelia Capitolina olarak kurulması anısına dikilmiş bir anıt olma ihtimali de yüksektir.
Dönemin Yahudi Paraları
Bar Kokhba madeni paralarında farklı bir özellik dikkati çekmektedir. Bu sikkelerin basımında üzerinde çıkması gereken motifler daha kesif, sert ve güçlü, başka bir deyişle ve o zamanın teknolojisi ile aşırı vuruşluydular. Yahudi isyancılar o dönemde dolaşımda olan madeni paraları (çoğunlukla Roma paraları, aynı zamanda Filistin’den gelen lokal basımlı şehir paraları) kendi yeni motifleri ve efsaneleriyle basıyordular. Büyük Herodot’un paraları gibi daha eski Yahudi paraları bile tablet olarak basılıyordular. Roma sikkelerinin daha kuvvetli basılması, malzeme tedarik etme sıkıntısı olmamasının yanında biraz da Yahudi halkı üzerinde güç gösterisi durumundaydı. Roma Şehri için basılan sikkeleri üzerindeki tasvirlerin zamanla silindiği bilinen bir gerçekti, Yahudiye’de ise bu başarı tasvirleri bu kadar kolay silinmemeli, Roma‘nın sembolik gücü yerli halk arasında elden ele dolaşmalıydı. Bu kesinlikle bilinçli ve kasıtlı, sembolik bir eylemdi.
İsyancı Yahudiler liderliğindeki üç farklı değerde gümüş para basıldığı bilinmektedir. Bunlar Selaim (Tetradrahmiler), Şekalim (Didrachmi) ve Zuzim (Denarii) olarak sınıflandırılmakta ve bu İbranice isimler çağdaş belgelerde karşımıza sıkça çıkmaktadırlar. Bronz madeni paraların değerleri kendi içlerinde de farklılık göstermektedirler. Muhtemelen üç veya dört farklı grupta basılmıştırlar.
Sikkelerdeki en bilinen ve sık rastlanan motif, ya o döneme ait ve artık mevcut olmayan 2. Yahudi Tapınağına gönderme yapan ya da 3. Tapınağa gönderme olarak anlaşılan tapınak cepheleridir. Tapınak cepheli sikkelerin arka yüzünde, gene Yahudi tapınak kültünden kaynaklanan nesneler tasvir edilmiştir. Müzik aletleri, kaplar gibi motiflere de rastlanılmaktadır.
Yahudiye topraklarına (Palmiye ağaçları ve Palmiye dalları) ve toprağın bereketine itafen üzüm ve asma yaprakları motifleri de vardır. Sikkelerde ayrıca ülkeye atıfta bulunan ve kimlik belirleyici motiflerin yanı sıra, yalnızca ikinci yıldan itibaren ŠM’WN N’SY YSR’L (“Shimeon, İsrail Prensi”) gibi ibareler de bulunmaktadır. Burada kast edilen “Shimeon” şüphesiz isyancı lider Simon Bar Kokhba’dır.










