Actium Savaşı, Sezar’ın Mirası uğruna

Actium Savaşı, Caesar'ın Mirası uğruna
1'den 5'e değerlendirmek için yıldıza tıklayın!
[Toplam: 53 Ortalama: 4.9]

Bugün yazımda Roma Tarihini ve dolayısıyla dünya tarihinin akışını değiştiren çok önemli bir savaştan bahsetmek istiyorum. Actium Savaşı.

Savaş tam bugün yani M.Ö. 31 yılının 2 Eylül günü Antik Yunan Liman Şehri Actium’da, yani bugün Yunanistan’ın batısında Ambrakia Körfezi açıklarında gerçekleşen ve toplamda 600 geminin katıldığı bir deniz savaşıdır. Savaş önce bölgesel, sonra tüm Roma İmparatorluğu’nun karıştığı ve Sezar’ın siyasi mirasının paylaşılma kavgasından başka bir şey değildi.

Bir tarafta, Sezar ile uzun süre beraber görev yapan Generali ve Roma’nın Doğu’sunu fetheden & Mısır Kraliçesi VII.Kleopatra’nın liderliğinde güçlü Mısır filosu tarafından desteklenen Marcus Antonius vardı. Marcus Antonius’a askeri destek verenler arasında Pontos kralı Polemon ve Galat Kralı Amyntas’da vardı. Fakat savaş başlamadan önce Galatlar taraf değiştirdikleri de bilinmektedir. Karşı tarafta ise rakibi, Sezar’ın evlatlık oğlu Octavianus ve ileride Roma’da ‘İmparator Augustus’ olarak anılacak ve yanında dönemin en usta ve ünlü komutanı Marcus Agrippa vardı.

Esasen bu savaş iki tarafın ilk karşılaşmaları değildi. Aslında beş yıldan daha fazla bir süre önce barış konusunda anlaşmışlardı ama bu sessiz dönem sonrasında kopacak fırtınanın, gelecek olan kanlı iç savaşın arka planda savaş hazırlıkları için hazırlık safhasıydı. M.Ö. 31 yılı başlarında düzenli Lejyonlar nihayet toplanmışlardı. Antonius, birliklerini Mora Yarımadası’nın doğu kıyısında yoğunlaştırırken, filosu, Actium şehrinin boğazlarda yer alan ve stratejik bir konuma sahip korunaklı Ambrakia Körfezi’nde konumlanmışlardı. Orada Octavianus’un saldırısını beklemek savaş stratejisi açısından daha akılcıydı.

80.000 lejyoner, 12.000 atlı ve 250 gemiden oluşan ordusunda, piyadeler savaşın muhtemel olacağı bölgeye ulaşmak için önce karadan 200 kilometre yol kat etmek zorunda kaldılar. İşin gerçeği tüm bu güçlerin toplanmasına rağmen hala Antonius’un sayıca çok gerisindeydiler. Octavianus bunun farkında olduğu için kara savaşına sıcak bakmıyordu. Aylarca bunaltıcı yaz sıcağı bir kara savaşı için hiç uygun değildi. Ancak Antonius için işler giderek daha da kötüleşiyordu. Bu arada Octavianus’un amirali Agrippa, İyonya Denizi’nin tamamını kontrolü altına almayı başarmış ve böylece Antonius’un lojistik yollarını tamamen kesmişti. Desteğin gelememesi sebebi ile kısmi açlık ve buna sıcak ile bataklıklardan gelen buhar da eklenince bu askerleri etkilemiş ve birliklerden firar edenlerin sayısı hızla artıyordu ve belki istenen de kısmen buydu.

Kleopatra kaçar, Antonius onu takip eder…
Antonius’un savaşta bir zafer kazanabilme umudu giderek azalıyordu. Düşündüğü tek çözüm filosunu an az hasar ile Octavianusun filosu arasından geçirip Mısır’a kaçmalarını veya kendisinin Mısır’asağ salim varmasını sağlamkatı veya tek umut buydu. Bu nedenle gemilerin yelkenlerinin kuvvetlendirilip, açık denizde kullanıma/açık denize açılmaya uygun hale getirilmesini emretmişti. Ancak bir savaş sırasında yanlarında ağırlık yapmaması için karada bırakılmasını da emretti ve Ambracian Körfezi’nden ayrılma emrini verdi.

Octavianus’un daha hafif ve sayıca az hantal hantal kadırgalarını dalgalar sertçe dövüyorlardı. Askerlerin muazzam dövüş güçleri ve kuvvetlerine rağmen (sadece bir kadırganın hızlanması için 300 güçlü kürekçiye ihtiyaç vardı) Agrippa tarafından geliştirilen kancalara karşı onlarda çaresiz ve güçsüzdüler. İki filo kaderlerini belirlemek için birbirine doğru yakınlaştılar ve kancalar savaşı yönlendiriyordu. Güvertedeki okçular yaylarını hazırlamış ateş etmeye hazırdılar; askerler silahlarını kavramış bekliyorlardı ve düşmandan gelecek büyük alevli oklardan korunmak için gerekli hazırlıkları yapıyordular.

Gemilerin pruva kısımlarına koç başları bağlanmıştı, ancak bu çağlarda kafa kafaya çarpışma nadir yaşanan bir durumdu. Dümenciler bu hamle yerine, gemilerine avantajlı bir pozisyona getirmeye çalışırdılar. Böylece askerler düşman bölgesine ok, cirit ve balistalarla saldırırken, diğer yandan bu gemilere binerek ele geçirebileceklerdi. Güvertelerde göğüs, göğüse kanlı çarpışmalar oluyordu ve ilk başta savaşın sanki kazananı yok gibi görünüyordu. Ta ki Kleopatra aniden düşman hatlarında bir boşluk görene ve 60 kadırgasıyla ileriye doğru kaçana ve Antonius da onu takip edene kadar…

Kaçanlar kısmen kurtuldular peki geride kalanlar, gemilerinin geri kalanı düşmanın ok yağmuru altında yok olmaktan başka bir çıkış yolları yoktu ve mahvoldular. Savaşın sonucu Marcus Antonius’un doğudaki müttefiklerine kadar ulaşmıştı ancak savaşı kaybedince hepsi bu ittifakı sonlandırdılar. Yanında kaçabilen 50 kadar kadırga ile İskenderiye’ye çekildi. Fakat bir sonraki yaz, Octavianus burayı da ele geçirecekti. Mısır, Octavianus’un (artık Augustus) komutanlığında, Roma İmparatorluğu tarafından ele geçirilmişti.

Aslında mükemmel bir Stratejist olan Antonius’un neden belirleyici bir savaş taktiği uygulamadığı, bu savaşı amatörce ve dikkatsizce yönettiği, bugüne kadar açık değildir. Agrippa’nın tedarik hattını kesmesine neden izin vermişti? Rakiplerinin çok daha iyi idare ettiği filoya neden bu kadar önem vermemişti? Sonunda kalan 19 lejyonunu arkada bırakarak, ölüme terk ederek, kaçması ona antik kaynaklarda bir hain damgasıyla kesin bir ün kazandırdı.

Kader ağlarını örüyordu. Marcus Antonius, İskenderiye’de Kleopatra ile birlikte intihar ederken, son Hellenistik Krallık olan Ptolemaios krallığı Roma’ya katılmış, Octavianus artık kendisini Roma İmparatorluğu’nun tartışmasız lideri ve tek hükümdarı olarak görebilirdi. Savaştan sonra Octavianus zaferi anısına körfez girişinin kuzeyinde Nikopolis Aktia adında bir koloni kurdu. Savaşın çatışma anları Vergilius’un Aeneis destanında Octavianus’u (ileride Augustus olacak) övecek şekilde tasvir edilmiştir.

Bundan sonra Roma dünyasının şüpheye yer bırakmayan tek lideri olan Augustus, yönetimin bütün yetkilerini üstüne alarak kendini imparator ilan etti. Yüce anlamına gelen Augustus unvanını almış ve 40 yıldan fazla hükümdar olarak kalmıştır.

1538’de Preveze Deniz Savaşı da aynı bölgede cereyan etmiş, bu savaşta Barbaros Hayrettin Paşa komutasındaki Osmanlı donanması Andre Doria komutasındaki birleşik Haçlı donanmasını yenmiştir.

Hayat paylaşınca güzel!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

WhatsApp İletişim