Bugün takipçilerime Roma Ordusunun tarihte unutulmaz bir yenilgisi ile sonuçlanmış ve ordunun radikal olarak kabuk değiştirmesi konusunda dönüm noktası olmuş bir savaştan bahsetmek istiyorum…
Üç Roma Lejyonu, şimdiki Almanya’nın Kara Ormanlar Bölgesinde (Schwarzwald) ilerliyordu. 20.000 askere, çoğunluğu kadın olan 10.000 kişi eşlik ediyordu. Bu grubun içinde tüccarlar, doktorlar ve kölelerde vardı.
Roma Ordusunun önemli Generallerinden biri olan Varus, Avrupa’nın kuzeyinde Roma gücünü, hukukunu ve atnı zamanda kültürünü de temsil ediyor ve Roma dünyasını genişletme görevini üstleniyordu.
Bölgeyi çok iyi bilen arkadaşı ve meslektaşı General Arminius’un tavsiyelerine güvendiği için kendini güvende ve emin hissediyordu. MÖ 18 veya 17’de doğan Arminius, Germen asıllı ancak Roma vatandaşıydı. Segimerus’un oğluydu ve bir Roma Komutanı olarak eğitilmiş, Roma Ordusunda yükselmiş kendini kanıtlamıştı. Gençliğinde Roma’ya esir olarak gelmiş, sonraları burada askeri eğitimi almış ve binicilik öğrenmişti. Ayrıca Roma vatandaşlığı sahibi kısmen soylu statüsü dahi kazanmış ve en önemlisi Roma dili olan Latinceyi de iyi derecede öğrenmişti.
Yürüyüş hattı tehlikeli bir şekil almıştı, orman karanlıktı & Roma konvoyu yol düzenini değiştirmek zorunda kalmıştı. 15 – 20 km. ileride acımasız Germen savaşçıların büyük bir sessizlik içinde konvoyu beklediklerini bir kişi dışında kimse bilmiyordu. Tam bu sırada ağır yol şartlarının üstüne şiddetli bir yağmur başlamış, rüzgar atlıların birbirlerind yakın gitmelerini zorlaştırmıştı. Yağmur ile kayganlaşan zemin atlar, piyadeler ve beraberleridekiler için yürümeyi çok daha zor ve tehlikeli hale getiriyordu.
Ağaçlar rüzgarla kırılıp yola düşmeye ve ilerlemeye engel oluyordu. İlerlemek veya durmak fikri arasında Romalıları zorluyordu, Barbarlar (Romalılar için Barbar kelimesi Kuzeyden gelen ve sert, eğitimsiz kavimler için kullanılır) bir anda onları dört bir yandan kuşattılar. Havadan bir anda Romalıları hedef alan 20.000 mızrak yağmaya başlamıştı. Germen asıllı Romalı General Arminius, gene Romalı arkadaşlarına bir pusu kurdurmuş, onlara lojistik destek vermişti.
Öncelikle piyadeler ve tüm saldırıya uğrayan askerler kendilerini savunmak için yürümeyi bırakıp savunma pozisyonuna geçtiler. Ancak bunu tüm askerlere bildirmeye fırsat olmamıştı Yakın düzende yürüdükleri ve hemen etraflarındaki adamların ötesini göremedikleri için, arkadakiler ilerlemeye devam etti ve arkadaşlarını kısmen ezdiler. Birliğin gerisindeki askerler ileride olanlardan habersizdi ve onlara yardım etmekte geç kaldılar. Zincirleme reaksiyonlu bir otoyol kazası gibi, adamlar birbirinin içine girdiler.
Yaralı, düşmüş olan ve zaten ölü olan askerler hızla alanı kaplayarak diğerleri için hareket etmeyi daha da zorlaştırdı. Savaş meydanı tam bir kaosa şahit oluyordu. Dolu gibi yağan mızraklar, yere yığılan ve ölen askerler, henüz yaralanmamış, sağlam askerlerin bile ayakta kalmak için mücadele etmesini gerektiriyordu. Bu arada ürken atlar askerlerin arasından geçiyor ve Romaliların durumunu daha da zorlaştırıyordu.
Birkaç dakika içinde, binlerce Roma askeri mızraklarla ölüyor ya da can çekişiyordular. Ayakta kalmaya çalışanlar, kalkanlarını sığınak olarak kullanıyordular
Roma Generali Varus kurtuluş/kaçış olmadığını anladı. Düşmanın eline düşüp işkencelere maruz kalmak yerine Roma Askeri geleneğinin öngördüğü gibi kılıcının üzerine düşerek intiharı seçti. Komutanlarının çoğu da aynı şeyi yaptılar ve ayakta kalan birliklerini bir ölüm tarlası haline gelen savaş alanında lidersiz bıraktılar. Onbeş, yirmi bin Roma askerinden 1.000’den azı hayatta kaldı.
Cesarette emsalsiz bir ordu, disiplin, enerji ve savaş deneyimi bakımından Roma ordularının en iyi lejyonları, komutanlarının ihmali, düşmanın pususu, talihin acımasızlığı ve içlerinden bir komutanın hainliği yüzünden neredeyse yok oldu/edildi.
Tacitus, birçok subayın Germen güçleri tarafından yerli dini törenlerinin bir parçası olarak kurban edildiğini, tencerelerde pişirildiğini ve kemiklerinin ayinler için kullanıldığını yazar. Önemli ve hayatta kalan rütbeliler için fidyeler ödendi, sıradan ancak kuvvetli, yapılı askerler köleleştirilmişti. Üç Lejyon 12, 13 ve 19 yok oldular. Bu büyük facia sonrası bu numaralar bir daha hiç bir lejyona asla verilmedi.
Savaş haberi Roma’ya ulaştığında, İmparator Augustus’un uzun süre saçını ve sakalını kesmedi, başını duvarlara çarparak Latince, Quintili Vare, redde mihi legiones meas !!! “Quintilius Varus, (Lejyon komutanının ismi) bana lejyonlarımı geri verin! !!!” diyerek haykırdığı söylenir.
Bir Roma ordusunun savaş alanına çıkması için altı yıl eğitimden geçmesi ve başarılı olması gerekiyordu. Askerlerin durumu, savaşın sonucunun manzarsı korkunçtu. Kalkriese’deki tarlada ölü askerlerin ve hayvanların çürüyen kemikleri, kokuşan cesetleri, parçalanmış silah parçaları birikmişti.
Ormanın derinliklerinde teslim olan lejyonerlerin kurban edildiği “Barbar Sunakları” bulundu. İnsan kafaları her yere ağaçlara çivilenmişti. Teutoburg ormanları savaşı, Roma’nın Kuzey Avrupa’daki genişlemesini de sona erdirdi.
Neredeyse 2.000 yıl boyunca savaşın yeri belirlenemedi. 20. yüzyılın sonlarında yapılan araştırma ve kazılar, yerin Kalkriese’nin küçük bir köyü olduğunu ortaya çıkardı. İlk olarak arkeologlar Augustus dönemine ait bir Roma parası buldular ve aranan yerin burası olma şüpesi güçlendi. Detaylı kazılar, mızraklar, sapan taşları, kılıçlarla kırılan kemikler ve son olarak bir Romalı subayın gümüş maskesi gibi başka eserler de buldu.
Bu facia Roma Ordusu için bir dönüm noktası olmuş, orduda yükselen subayların orijini, sadakati daha detaylı sorgulanır olmuş ve gidilecek mesafelerin kontrolü, alınan önlemler daha sıkı sorgulanır olmuştur.
https://maps.app.goo.gl/nWrZuhN8rQXPM3Px8








The Barbarians adlı dizi de bu olaydan esinlenilmiştir. Siz gayet güzel yazmışsınız. Kaleminize sağlık!